20 Şubat 2007 Salı

Taceddinoğulları (Taceddinoğlu) Beyliği (1378-1428)



Nüfuzlu bir bey olduğu bilinen Emir Taceddin beyliğin kurucusudur. Beyliğin merkezi Niksar olup ,  Bafra ve Ordu’ya kadar sınırlar uzanmaktaydı . Emir Taceddin, ölümüne kadar bölgenin en güçlü  devletini kuran Kadı Burhaneddin ile mücadele etmiştir (1387). Kadı Burhaneddin Niksar‘ı ele  geçirdiğinde Taceddin’in oğullarını yerinde bırakmıştır. Ancak Taceddinoğulları daha çok  Osmanlılardın yanında yer aldılar. Taceddinoğulları’nın son beyi Mahmut, ülkeyi Osmanlılara  bırakmak zorunda kalmış, böylece beylik tarihe karışmıştır (1428 ).


Türkiye Selçuklu Devleti'nin zayıflaması üzerine, Karadeniz kıyısında Bafra ile Ordu arasında, güneyde Niksar’a kadar olan bölgede kurulan Türk beyliği. Merkezi Niksar olan Beyliğin kurucusu Tâceddin Beydir.

Tâceddin Beyin babası Doğancık Bey, Anadolu’da İlhanlı hâkimiyeti yıkılırken meydana gelen nüfuz mücadeleleri esnasında Kürt ve Taşan beyleri ve Emir Eretna ile savaşmış kudretli bir kimseydi. Niksar ve çevresini elinde bulunduran Doğancık’ın nüfuzu, kuzeybatıda Kastamonu Emîri Süleyman Şahın hududuna kadar uzanıyordu. 1345 veya 1347 yılında öldüğü tahmin edilen Doğancık’ın yerine, beyliğin asıl kurucusu Tâceddin Bey geçti.

Tâceddin Bey, beyliğin başına geçtiği ilk yıllarda, Amasya Emîri Şadgeldi’ye tâbi oldu. Kadı Burhâneddin Ahmed’e karşı ülkesini korudu. Trabzon Rum İmparatoru Üçüncü Aleksios, kendi hudutları boyunca kuvvetlenen Türk beylerinden korkmaya başladı. Tâceddin Bey, 1381’de İmparator Aleksios’un kızı Eudoksia ile evlendi. Ordu vilâyetindeki Türkmen Emîri Hacı Emirzâde Süleyman Beyin ülkesine taarruz ettiyse de, yenilip öldürüldü. Fırsattan istifade eden Kadı Burhâneddin, Niksar ve İskefser’i ele geçirdi.

Ancak, Tâceddin Beyin öldürülmesinden sonra, yerine geçen oğlu Mahmud Bey (Mahmud Çelebi), Kadı Burhâneddin’e bir elçilik heyeti göndererek, bağlılığını arz etti ve topraklarının tekrar kendisine iade edilmesini istedi. Bunun üzerine Kadı Burhâneddin, Niksar ve buraya tâbi yerleri tekrar Mahmud Çelebi’ye verdi. Ancak bir müddet sonra Mahmud Çelebi, Kadı Burhâneddin’e karşı Osmanlılar'la ittifak kurdu. Kadı Burhâneddin ise, Mahmud Çelebi’ye karşı Tâceddinoğullarından Alparslan’ı desteklemeye başladı. Alparslan, Kadı Burhâneddin’den aldığı kuvvetlerle beylik içinde hâkim duruma gelince, güç duruma düşen Mahmud Çelebi, bu durumdan kurtulmak için, Kadı Burhâneddin’le anlaştı. Bu durumdan şüphelenen Alparslan, Burhâneddin Beyin düşmanı olan Eretna ailesine mensup Feridun Beyle münasebet kurdu. Bunu öğrenen Kadı Burhâneddin, onun üzerine yürüdü ve yapılan savaşta Alparslan öldü (1394). Alparslan’ın, Hüsâmeddin ve Mehmed Yavuz isimli iki oğlu, babalarından kalan Samsun ve Çarşamba bölgesinde müştereken hâkimiyetlerini devam ettirdiler.

Alparslan’ın ölümünden sonra, Kadı Burhâneddin’in hedefi, Tâceddinoğullarının topraklarını tamamen ele geçirmekti. Bunun için Tâceddinoğullarına ait Yenişehir Kalesi yanında bir kale yaptırarak, içerisine, devamlı Mahmud Bey üzerine sefere çıkan, seçkin kuvvetler koydu. Mahmud Bey, bu kuvvetlere karşı meydan harbi veremediğinden, çete savaşlarıyla bu hücumları savuşturmaya çalışıyordu. Kadı Burhâneddin'in, 1398 senesinde Akkoyunlu hükümdarı Karayülük Osman Bey tarafından, Sivas önlerindeki muharebede öldürülmesi üzerine Mahmud Bey; Yıldırım Bayezid Hanın Amasya, Tokat ve Sivas’ı ele geçirmesinden sonra, Osmanlı Devleti hâkimiyetine girdi.

1402 Ankara Muharebesi'nde Yıldırım Bayezid’in yenilmesinden sonra, Alparslan’ın oğlu Hasan Bey, Timur Han'ın himayesinde bağımsız olarak Niksar ve bir kısım Canik topraklarında Tâceddinoğulları Beyliğinin başına geçti ve Osmanlıların bu döneminde kendi başına hareket etti. Bu arada İsfendiyar Beyle anlaşarak, topraklarını genişletmeye çalıştı. Bu iki bey, Bafra ve Samsun üzerine iki koldan yürüdüler. Yapılan savaşta Samsun beyini öldürerek, beyliğin büyük bir kısmına sahip oldular. Osmanlı Hükümdarı Çelebi Mehmed, tek başına devleti toparlayıp, hâkimiyeti sağlayınca, İsfendiyâroğulları'ndan Samsun’u geri aldı. Tâceddinoğlu Hasan Beyle kardeşi Mehmed Bey, Çelebi Mehmed’le dostluklarından dolayı yerlerinde kaldılar.

Hasan Bey, Sultan İkinci Murad devrine kadar beyliğini korudu. İkinci Murad Han, tahta geçtikten sonra, Anadolu’nun bu bölgelerini ele geçirmek ve bölge valilerini ortadan kaldırmak için, Lala Yörgüç Paşa'yı görevlendirdi. Bunun üzerine Yörgüç Paşa, Hasan Beyi yakalamak ve topraklarını ele geçirmek niyetiyle, büyük bir düğün merasimi düzenleyerek, onu ziyafete çağırdı. Fakat, bunu fark eden Hasan Bey, davete katılmayıp, topraklarını Sultana teslim edeceğini bildirdi. Sözünün eri olan bu beye, nihayet, 1427 senesinde, Rumeli’de bir sancak verildi. Böylece, Tâceddinoğulları Beyliği, Osmanlılara geçmiş oldu.

Tâceddinoğullarına ait şimdiye kadar hiçbir sikkeye rastlanmamıştır. Hasan Beyin Çarşamba’da bulunan, 1424 tarihli cami ve vakfiyesi vardır. Buranın kitâbesinde kendisi; “Emîr-i kebîr, Hüsâmüddevleti ved-dîn Hasan Bey bin el-Merhum Alparslan Bey İbn-ül-Emîr-il-Mağfûr Tâceddin” diye zikrolunmuştur. Tâceddinoğullarından cesur ve atılgan bir zât olan Alparslan Bey ise, fazilet sahibi ve edebiyata düşkündü. Arapça'yı çok iyi bilen bu bey, nahivle meşgul olurdu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder