2 Ocak 2007 Salı

Sokakta Taş Sahnede Alkış


Toplumsal asayişi sağlamada en önemli aktörlerden biri de polis. Samsun’daki çevik kuvvet polisleri, asli vazifelerinin dışında toplumsal barışı sağlama gibi bir misyonu da üstleniyor. 4 yıldır tiyatro sahnesinde çeşitli oyunları sergileyerek...


/Harun Çelik
Üniversite öğrencileri, işçiler, sendika yöneticileri, memurlar salonu tıklım tıklım doldurmuş. Islık sesleri ve tezahüratlar kulakları tırmalıyor. Sahnede alkışları tebessümle kabul edenler ise tiyatro sanatçıları değil; Samsun Çevik Kuvvet Kültür Sanat Topluluğu Polisleri. Oyunu sahneleyen polisleri, sokaklarda taş atan eller alkışlıyor, cop sallayan kollar da aynı şekilde karşılık vererek onları selamlıyor.

Polislerin tiyatro sahnesinde rol kesmesinin geçmişi 2000'li yıllara dayanıyor. Samsun Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü, yaklaşık dört yıl önce, bünyesinde çalışan polislerin yer aldığı bir kültür sanat kulübü kurar. Bugüne kadar dört oyun sergileyen kulüp, şu günlerde yazar Roy Cony'nin "Komik Para" isimli eserini oynuyor. Tiyatro kulübünün yönetmeni Çevik Kuvvet Şube Müdürü Yaşar Aksoy. "Şiir, müzik ve edebiyat hayatımın vazgeçilmez değerleri." diyen Aksoy, yönetmenlik işinden büyük keyif aldığını söylüyor. Mesai saatlerinde polislerin başında bir şube müdürü, sahne çalışmalarında ise sanat yönetmeni oluyor.

Polis tiyatro mu oynarmış canım?
Sahneye çıkmaları kolay olmaz. "Polis, tiyatro mu oynar?" eleştirilerinin altında başlamışlar çalışmalarına. İlk oyunlarını sahneleyebileceklerine mesai arkadaşları bile inanmaz. İlk günkü eleştiriler, başarı ve halkın ilgisi karşısında şekil değiştirir. Bu kez gelen eleştiriler, "Polis de Aziz Nesin oynar mıymış?" şekline dönüşür. Bunlara aldırmayarak, "kültüre ideolojik bakmadıkları, sanatın siyasi düşüncelerle kategorize edilmesine karşı oldukları" cevabını verirler. Böylece, büyük tedirginlikle girdikleri sanat yaşamında epey yol kat ederler. Oyunları, sadece Samsun'da değil, çevredeki il ve ilçelerde de sahnelenir. En büyük hayalleri ise son oyunlarını Ankara'da sahneleyebilmek.

Sanatçı polisleri en çok alkışlar duygulandırıyor. Meydanlarda, sokaklarda, maçlarda karşı karşıya geldikleri gençler tarafından ayakta alkışlanmak, onlar için ayrı bir anlam ifade ediyor. Yaşadıklarını, “Ağladık. Sevilmekten, takdir edilmekten, gülen gözlerle seyredilmekten o kadar duygulandık ki perde arkasında gözyaşlarımıza hakim olamadık.” sözleriyle anlatıyorlar. Şube Müdürü Yaşar Aksoy ise duygularını şöyle anlatıyor: "Otuz sene boyunca hep yuhalandık. Maça gittik yuhalandık, toplumsal olaylarda görev aldık, yuhalandık. Güvenlik için tedbir aldık, yuhalandık. Otuz sene sonra ilk kez vatandaş tarafından alkışlanmak çok anlamlı."

Polisler, iki kez lösemili çocuklar, bir defa da sokakta yaşayan çocuklar için sahne alır. Ayrıca, asker ve polis şehidi aileler için de oynamışlar. Oyunların, polislerin psikolojisi üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu söyleyen Yaşar Aksoy, "Biz kültür alanında da var olabiliyoruz." duygusunun teşkilatta olumlu bir hava oluşturduğunu ve güven duygusunu artırdığını dile getiriyor.

Eylemcilerden gelip polise sarılanlar olmuş
Tiyatroda görev alan polisler ilginç olaylara da şahit olur. Bir polis başından geçenleri şöyle anlatıyor: "Eyleme gidiyorduk. Robocap kıyafetlerim ve başıma taktığım kask ile aynada ben bile kendimi tanıyamayacak durumdaydım. Göstericilerle karşı karşıya geldiğimiz bir anda, içlerinden bir tanesi beni tanıdı. Yanıma gelerek, 'Abi ben seni tanıdım. Tiyatroda sizi izlemiştim.' diyerek bana sarıldı."

On bir yıldır emniyet camiasında olan Ahmet Kabaoğlu, halkı mutlu etmekten memnun olduklarını belirterek, "Polis arkadaşlardan hiç tiyatro yüzü görmemiş olanları bile sırf bizi izlemek için tiyatroya adım atmış oldu." diyor. Polislerin oyunculuk yapması toplumdaki yabancılaşmayı da ortadan kaldırmış. Bir çevik polisine göre, eskiden "polisim" deyince iki adım öteye kaçan üniversite öğrencileriyle emniyet güçleri arasında tiyatro vasıtasıyla bir yakınlaşma imkanı doğmuş.

”Polisin sadece job tutmadığını gösterdik”
Beş yıllık polis Hicabi Bayar, "Polis çok stresli diyorlar. Biz artık stretimizi tiyatro sahnesinde atıyoruz." diyor. Bayar, polisin sadece jop tutmadığını göstermekten dolayı mutlu olduklarını, güvenlik güçlerinin sosyal etkinlik yapmadığı düşüncesini yıktıklarını düşünüyor. Beş aylık yeni polis Cansu Tandoğan, daha önce hiç sahneye çıkmadığını bu yüzden çok heyecanlı olduğunu söylüyor. Tiyatro grubunun iki bayan elemanından diğeri Ünzile Dede ise, "İnsanın hiç yapamayacağım dediği şeyleri bile çalışınca yapabileceğini gördük." yorumunu yapıyor. Çevik Kuvvet polislerinin sanat danışmanı Suat Özgültekin de duygularını, "Doğrusunu söylemek gerekirse böylesi bir performansı ben bile beklemiyordum." sözleriyle açıklıyor.

Şüphesiz, bu başarının altında Şube Müdürü Yaşar Aksoy'un katkısı var. Aynı zamanda bir şâir olan Aksoy'un iki bin civarında şiiri var. Birçok ünlü sanatçının istediği şiirlerini kimseye vermiyor. Sebebini ise şöyle izah ediyor: "Genç bir komiserdim. Görev yerim Doğu'daydı. Bir konserde görevlendirildim. Ünlü bir sanatçı, sözleri Abdurrahim Karakoç'a ait 'Mihriban' türküsünü bir oyun havası gibi seslendiriyor, sahnedekiler de bu türkü eşliğinde göbek atıyordu. Karakoç'un o şiiri hangi duygularla yazdığını çok iyi bilen biriyim. İçi buram buram duygu kokan, yürek yangınından gelen hislerle yazılmış bir şiirin, göbek atılan bir türkü formunda yorumlanması yüzünden şiirlerimi hiçbir şarkıcıya vermeyeceğim diye karar aldım." Aksoy, şiirlerini isteyenler olduğu halde hâlâ bu kararından geri adım atmadığını söylüyor.

Samsun'da çevik kuvvet polisleri bir ilki başarıyor. Bir yandan asayişi sağlamak için çaba sarf ediyor, diğer yandan sosyal etkinliklerle kurumlarının halkla sıcak temas kurmasını sağlıyorlar. Hem de ellerindeki kısıtlı imkanlarla bunu yapıyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder