Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2007 Salı

İşte Böyle Bir Şey /Hakan DİLEK




Futbol dünyasının zalim bir pırıltısı var; şöhretleri tez eskiten, iyi zamanlarını geride bırakanları derhal terkeden.. "Efsane" olarak kayda geçen birkaç talihlinin dışındakiler, vefasızlığın, unutuşun karanlığına gömülürler.

Futbolun gitgide silinmekte olan romantizminin yazarı Hakan Dilek, bu kadere karşı koyan bir futbolsever...

"Efsaneler" yanında, her birinin ayrı ayrı meziyetleri, ayrı kişiliği olan futbolcuların "güzelliklerini"; bunları unutmamanın faziletlerini; futbolun değişik zamanlarını, değişik tatlarını anlatıyor.

20 Kasım 2006 Pazartesi

Samsunspor 1965 İlk İlk-Onbir

Bir ciklet promosyonu olarak dağıtılan Samsunsporun 1965 yılına ait  ilk onbiri. Bu kahramanlar elbette isimsiz değil ancak ben bulamadım. Bilen Samsunlular lütfen yorum  bölümüne yazarlarsa sevinirim.

Samsunspor 1966-1967 Sezonu İlk Onbir.

23 Eylül 2006 Cumartesi

Samsun 19 Mayıs Şehir Stadyumu


Batı yönünü saran fakat ne hikmetse kesilen canım kavak ağaçlarının kökleri duruyor. İnşallah bu fotoğrafı çekebilmek   için kesmemişlerdir.

8 Eylül 2006 Cuma

Samsun'lu Judocular


1.Haber

Samsun İlkadım Belediyesi Spor Kulübü judocuları, Balkan Şampiyonası'ndan üç madalyayla döndü.

Bosna Hersek'te 5-6 Ağustos tarihlerinde 10 ülkenin katılımıyla gerçekleşen Büyükler Judo Balkan Şampiyonası'nda Seda Karadağ altın, Canan Adıgüzel gümüş ve Asena Tuğba Dursun bronz madalya kazandı. İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, İlkadım Belediyesi Spor Kulübü judocularının aldıkları başarılarla uluslararası çapta markalaştıklarını ifade etti. Tok, alınan bu büyük başarıda emeği geçen antrenörleri de tebrik etti. (10.08.2006-İhlas Haber Ajansı)

****
 2.Haber
Samsunlu Judocular, 2 Altın Madalya Kazandı
Azerbaycan Judo Federasyonu (AJF) ve Avrupa Judo Federasyonu (EJU) tarafından Bakü'de düzenlenen Bayanlar ve Erkekler Judo Dünya Kupası'nda İlkadım Belediyespor'un bayan sporcuları 2 altın, 5 gümüş ve 1 bronz madalya kazandı.


İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, 2006 yılının önemli turnuvalarından biri olan Azerbaycan Dünya Kupası'nda sporcularının elde ettiği başarının, olimpiyat puanlaması öncesi sporculara moral olduğunu söyledi. 

İlkadım Belediyespor Kulübü Başkanı Mustafa Yeşil ise "2007 yılında başlayacak olimpiyat barajı puanlamasında önemli turnuvalardan biri olan Bakü Turnuvası, olimpiyata gidecek sporcular için bir basamak olacaktır" dedi. (29.08.2006-İhlas Haber Ajansı)

31 Temmuz 2006 Pazartesi

Mehmet ÖZDİLEK (Şifo)



Doğum Tarihi : 01.04.1966
Doğum Yeri : Samsun 
Boy : 1,69 m.
Kilo : 65 kg.
Uyruğu : T.C.
Medeni Hali : Bekar
Askerlik Durumu : Yaptı

OYNADIĞI KULÜPLER :
SAMSUN LADİK SK (Amatör) (1981-1984)
KAHRAMANMARAŞ SK (2.Lig) (1984-1988) 
BEŞİKTAŞ JK (1.Lig) (1988-2001) 

MİLLİ TAKIM KARİYERİ

"A" MİLLİ TAKIM 31 defa
"ORDU" MİLLİ TAKIM 10 defa
"OLİMPİK" MİLLİ TAKIM 7 defa - 2 gol 

BAŞARILARI

1991 TÜRKİYE'DE YILIN FUTBOLCUSU
1.LİG - BEŞİKTAŞ JK

1986/87 TÜRKİYE GOL KRALI
2.LİG - KAHRAMANMARAŞ SK 29 GOL

TÜRKİYE 1.LİGİNDE TOPLAM 135 GOL
AVRUPA KUPALARINDA TOPLAM 7 GOL

31 Mayıs 2006 Çarşamba

Siyah'ın Renklerimize Katıldığı Gün



Samsunspor kafilesi 20 Ocak 1989 tarihinde Malatyaspor-Samsunspor 1.Lig müsabakasına giderken Havza ilçesinde kafileyi taşıyan kulüp otobüsünün kamyonla çarpışması sonucu Samsunspor kafilesi çok değerli üç oyuncusu ile Teknik Drektörü ve şöförünü kaybetmiştir.Bu elim kazada birçok oyuncu ve kafile üyeleri ciddi şekilde yaralanmıştır.

Bu trafik kazasından dolayı Samsunspor 1988-1989 1.Lig futbol sezonuna devam edememiş olup 1989-1990 futbol sezonunda yeniden 1.Ligde oynamaya başlamıştır ve bunun akabinde 2.Lige düşmüştür.

Bu trafik kazasından sonra Kırmızı Beyaz olan forma renklerine bir de kazanın sembolü olan Siyah renk eklenerek kulübün renkleri Kırmızı, Beyaz ve Siyah olmuştur. Samsunspor kafilesinin 20 Ocak 1989 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında hayatlarını kaybeden ve yaralanalar;


Teknik Drektör :Nuri ASAN (Vefat Etti)
Futbolcu :Mete ADANIR (Vefat Etti)
Futbolcu :Muzaffer BADALOGLU (Vefat Etti)
Futbolcu :Tomiç ZORAN (Vefat Etti)
Otobüs Şöförü :Asım ÖZKAN (Vefat Etti)

Menajer :Yüksel ÖZAN (Yaralandı)
Futbolcu :Emin KAR (Yaralandı,Malulen Emekli)
Futbolcu :Erol DINLER (Yaralandı, Malulen Emekli)
Futbolcu :Sanver ÖYMEN (Yaralandı, Futbola Devam)
Futbolcu :Kasım ÇIKLA (Yaralandı, Futbola Devam)
Futbolcu :Yüksel ÖGÜTEN (Yaralandı, Futbolu Bıraktı)
Malzemeci :Halil ALBAYRAK (Yaralandı, Malulen Emekli)

Kırmızı Şimşekler, Asla Ölmeyecekler!



Takvimler 20 Ocak 1989’u gösteriyordu ve o kapkara günde ben, on yaşımdaydım. Kapkara yazmamın sebebi yalnızca mecazi manada değil.

Çünkü, o kış günü hava gerçekten de kapkara idi. Şehir, siyah bulutların ablukası altındaydı adeta... Biz, Samsunlular gündelik işlerimizle uğraşıyorduk. Ve belki de çoğumuz, şehrimizin takımı Samsunspor’un Malatyaspor deplasmanı için o sabah yola çıktığından bihaberdik. Okuldan yeni dönmüştüm. Halen dün gibi hatırlarım. Eve geldiğimde, annem, “Samsunspor otobüsünün Havza yakınlarında trafik kazası geçirdiğini” söylemişti; ölenler varmış... Çocuk yüreğim tarifsiz bir kedere bulanmıştı. Televizyonumuz vardı; ama neden olduğunu hatırlayamadığım bir sebepten dolayı radyonun haberlerini dinliyorduk. Bayan sunucunun sözlerini büyük bir sükut içinde dinledik: “Malatya deplasmanı için yola çıkan Samsunspor kafilesi Havza ilçesi yakınlarında trafik kazası geçirdi. Kazada, otobüs şoförü Asım Özkan, teknik direktör Nuri Asan, futbolculardan Muzaffer Badalıoğlu ve Mete Adanır hayatlarını kaybetti. Yaralı futbolcular Samsun Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındılar.”

Mete, Tanju’dan sonra yeni golcümüzdü. Ne kadar doğru bilmiyorum; ama herkes Kıbrıslı ve ayrıca Rauf Denktaş’ın yeğeni olduğunu söylerdi. Şehir için çok önemli bir isimdi; çünkü Samsunspor, Galatasaray’ı tarihinde ilk defa onun attığı golle yenmişti. Muzaffer, takımın tecrübelilerindendi. Savunmada oynardı. Tatlı-sert bir stili vardı. Hiç unutmam, (şu an ismini vermeyeceğim) kazanın ertesi günü bir gazetenin “kasap öldü!” diye bir başlık attığı söylentisi yayıldı. O başlığı bizzat görmediğim için kesin bir şey söylemem mümkün değil. Yugoslav bir futbolcumuz vardı; Tomiç. Uzun müddet komada kalmıştı. Adamcağızın otuz sekiz kiloya düştüğünü yazmıştı gazeteler. Halen sayıyı çok net olarak hatırlıyorum. Hatta eşi günlerce hastanede başında beklemiş ve nihayetinde Tomiç hayata gözlerini yummuştu. Fatih’in kaburgalarının kırıldığını, Kasım’ın dalağının ameliyatla alındığını konuşmuştuk günlerce... Takım kaptanı Emin felç olmuş ve belden aşağısını kullanamaz hale gelmişti. Bugün bile bütün maçlara kendisine ait özel arabasıyla gelir. Yüksel’in de futbol hayatı bitmişti. Kaleci Şanver ise yaralı kurtulduğu kazanın ardından Altay formasıyla milli takıma kadar yükseldi. Futbolculardan Nasır o kazadan kurtulmuş; ancak birkaç sene sonra bir başka trafik kazasına kurban gitmişti.

Kaza ile ilgili bir de teyp kaseti çıkarıldı o dönemde. Şarkılar, marşlar falan vardı. Ama en fazla zihnimde kalan Mete’nin Galatasaray’a attığı golün radyodaki anlatımı idi. Kırmızı ve beyaz olan kulüp renkleri arasına bir de siyah eklenmişti. O sezonu şampiyon olarak bitiren Fenerbahçe, yüz üç gol atarak bir rekor kırmıştı ve takımının yüzüncü golünü atan Turhan, kendisine hediye edilen otomobili Samsunspor’a vermişti. Ertesi sene takım yeniden kuruldu; ama küme düştü. Bir sene sonra tekrar çıktı. Aradan yıllar geçti; fakat pek çok Samsunlunun hafızasında o kara güne ait bazı hatıralar kaldı muhakkak. Devlet Hastanesi’nin önünde toplanan acılı kalabalıktan bugün de aramızda olanlar vardır kuşkusuz...

Halbuki çok değil daha iki sezon evvel şehir böylesi bir hüznü hayal bile edemezdi. Çünkü kırmızı şimşekler unutulmaz bir kadro kurmuş ve şampiyonluğun en büyük namzetleri arasına girmişti. Kaleci Fatih’li, Kel Zafer’li, Yuvanovski’li, Rıfat’lı, Savaş’lı, Tanju’lu, Orhan’lı kadro...Takım ikinci ligden çıktığı ilk sezon olan 1985-86’da ligi üçüncü bitirmişti. Ertesi sezon da aynı sırayı almıştı. Kadrodaki parçalanmaya rağmen bir sonraki sezon ise dördüncü olunmuştu. Ama büyüklerin küçükleri yeme projeleri o zamanlar da mevcuttu. Nitekim o dönemde Mustafa Denizli’nin çalıştırdığı A Milli Takım’ın kampına giden Savaş, bir daha şehre dönmemiş ve Tanju ile birlikte Galatasaray’ın yolunu tutmuştu. Orhan ve Rıfat da ayrılınca takımın iskeleti bozulmuştu. Bozulan yalnızca iskelet değil, başkan Menteşoğlu’nun işleri de olunca takım parlak günlerinden uzaklaşmaya başlamıştı... Ancak bir Eskişehir bir Mersin gibi olmadan, üç-dört sene içinde inip-çıkan ve nihayetinde toparlanan Kırmızı Şimşekler, 1993-94 sezonundan bu yana 1. Lig’in en renkli takımlarından birisi olmayı sürdürüyor. Şimdi şehir takımdan yeni başarılar bekliyor; geçmişi yâd ederek... Hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilemek içindi biraz da bu yazı. Dua niyetine...

20.01.2005 / MEHMET YILMAZ
ZAMAN – SPORVİZYON

55 SS 1965

30 Mayıs 2006 Salı

Ne Diyen Nea!!!



Maç saati geldi ve maç başladı. Ama takımda bir yorgunluk bir durgunluk var. İrfan karnını tutarak koşuyor. Cansız Hüseyin bembeyaz. Nuri Hoca bir ara Ayhan’a; “Hadii! Hadiii!” Ayhan aynen durdu ve döndü rahmetliye ellerini açarak o da bağırdı; “Ne diyan neeeaa!”



Hakan DİLEK

Başımızdaki hocamız Nuri Asan. Yıllarca Samsunspor'un hem futbolculuğunu hem de antrenörlüğünü yapmış bir insan. Nuri Hocam... -Onu 1989 Ocak'ındaki Samsunsporluların geçirdiği elim kazanın sonunda kaybettik. Onunla birlikte Muzaffer, Tomiç, Mete ve Asım Ağabeyi de... Neyse bunlara ileride değineceğiz...- Geyikkoşan'da kamp yaptık ve Çarşambaspor maçına burada hazırlandık.

Çarşambaspor'un başkanı Ahmet Menteşoğlu.. Hani şu hayali ihracat şampiyonu Hasbi Menteşoğlu'nun yeğeni. Bir kızıştı ortalık görmeyin gitsin. Beş atacaaaz, on atacaaaz... Bütün kamp boyunca Ayhan'ın nasıl goller atacağını konuştuk.

Atar mıydı? Atardı evet. O iyi bir atıcıydı. Yani av olarak. İyi bir atıcı, iyi bir avcı, iyi bir futbolcu. Neyse, tarihimizde görülmemiş bir bakım bir ihtimam ki sormayın gitsin. Ancak yediğimiz ette butta bi gariplik var ama olsun. Bulmuşuz eti butu besledik kendimizi, besledik kendimizi... O gece aldık vitaminleri yattık.

Maç günü de geldi çattı. Bafra Belediyesi'nin tahsis ettiği otobüsle Çarşamba'ya doğru yola çıktık. Ama otobüs gidebilirse gitsin. Her iki kilometrede birimiz inip çalılıklara koşturuyoruz. Önce ben, ardımdan kaleci Ahmet, sonra Ayhan, küçük Turgay derken bütün takım. Nuri Hoca kızgın, idareciler gevrek gevrek güler.., Anlamadık. Ama işin iç yüzü sonradan ortaya çıktı. Eşşekçi-bizim kulüp müdürü- gevrek gevrek anlattı; “Etler keçi etiydi!” Ayhan otobüsün en arkasındaydı. Arkadan bağırdı; “Şimdi sçın!” dedi, “Sahada sçmazsınız!” Gülmekten birbimizin üstüne düştük. Otobüs Samsun'u henüz geçti.

Bakır Fabrikası'nın yemekhanesinde mola verdik. Nuri Hoca hepimizi bir yerde topladı. Elini hafifçe masaya dokundurarak dengesini buldu. Ayaklarını çapraz yapıp bıyıklarıyla oynayarak bize dik dik bakmaya başladı. O böyle baktı mı sen de dik dik bakacaksın ki maça hazır olduğunu anlasın. Sonra;

“Bir şey söyleceğim. Tek bir şey!” dedi. “Ha yenilmişim, ha s.lmişim!” Döndü otobüse bindi yerine oturdu. Ulan çıkamıyoruz ki çıkalım yemekhaneden.

Sonra Ayhan'ın sesiyle toparlandık;

“Eee! Ne bekliyok? Borda mı yatcaksıız?”

Çıktık. Otobüse bindik ve stadyuma ulaştık. Maç saati geldi ve maç başladı. Ama takımda bir yorgunluk bir durgunluk var. İrfan karnını tutarak koşuyor. Cansız Hüseyin bembeyaz. Nuri Hoca bir ara fırladı kulübeden ve bağırdı Ayhan’a;

“Hadii! Hadiii!”

Ayhan aynen durdu top ayağındayken ve döndü rahmetliye ellerini açarak o da bağırdı; “Ne diyan neeeaa! Sıçıyek borda!”

Çarşambaspor ne kadar Samsunsporlu küspe ama iyi topçuları takıma doldurmuş. Bizde de iyi topçular var. Eski Samsunsporlu Turgay, Sebahattin, ben ve ve ve Ayhan... Evet sonucu değiştirecek maçın kaderine etkiyecek tek adam içimizde. Hepimiz Ayhan'dan umutluyuz. Ladik kampında yol tabelasına doğru yükseldi ve belden çaktı kafayı. “Çarşambaspor'a aynen bööle takcam!” dediydi. Aynısını da yaptı. Kornerden gelen topa havada asılı kalıp çaktı kafayı ve biz maçı 1-1 bitirdik.

Ayhan... Garabey'in Ayhan... Nam-ı diğer “Rüzgarın Oğlu Ayhan”, “Deli Ayhan” Gümenezli Küçük Turgay'ın deyimiyle “Delü Ayhan Delü”... Hayatımda onun kadar hızlı, seri, çabuk, güçlü ve iyi kafaya çıkan topçu daha görmedim. Şimdilerde Alaçam'da mütevazı bir yaşantı sürüyor. Yaş 44. Ama -abartmıyorum- Ayhan iki ay, ne iki ayı bir ay idman yapıp hazırlansın, koyun Samsunspor'a ne Samsunspor'u Galatasaray'a oynasın. Jardel derler bir adam almış Galatasaray ondan beş kat daha iyi oynar. Jardel Erzurumspor'a beş tane mi atmış? Ayhan on tane atardı. Yemin billah on tane atardı.

(Kuzeyde Tütün mektup:5) 

Samsun Kırkpınar'ı Aratmadı



Kırkpınar başpehlivanı 3 güreşçinin kıran kırana geçen mücadeleleri sonunda Samsunlu Şaban Yılmaz başpehlivanlığı kazanarak gösterdiği yüksek performansın karşılığını aldı.

Samsun Din Görevlileri Derneği tarafından Doğupark Güreş Sahası'nda 10 bin güreşseverin katılımıyla gerçekleştirilen Geleneksel Samsun Yağlı Güreşleri unutulmayacak anlara sahne oldu. 350 dolayında güreşçinin değişik boylarda mücadele ettiği güreşlerde zaman zaman seyircilerin güreşçilerin aralarına girip peşrev çekmeleri zaman zaman polisin devreye girmesine sebep oldu.

Sabah 10.00'da başlayıp 17.00'da bitmesi planlanan güreşler başpehlivanların uzun süre yenişememesi nedeniyle 20.00'a kadar uzadı. Samsun Vali Vekili Mustafa İngenç, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, AK Parti Samsun Milletvekilleri Ahmet Yeni, Mustafa Çakır, Mehmet Kurt, AK Parti Samsun İl Başkanı Fuat Köktaş, Müftü Osman Şahin, Emniyet Müdürü Mustafa İlhan, belediye başkanları ve binlerce vatandaşın izlediği güreşlerin her saniyesi nefes nefese geçti.

Baş güreşlerde Kırkpınar'da arka arkaya iki kez şampiyon olan ustası Vedat Ergin'in yendikten sonra Bayram Ertan'ı da puanla eleyen Samsunlu 2005 Kırkpınar başpehlivanı Şaban Yılmaz ile Samsunlu Hüseyin Şahinalp'i eleyen 2004 Kırkpınar Başpehlivanı Ordulu Recep Kara karşı karşıya geldi. Şaban Yılmaz ile Recep Kara hava kararmasına rağmen yenişemedi. Kule hakemlerinin uzattığı mücadelede nefes nefese kalan iki güreşçi izleyicilerin "Bunlar gardaş olsun" naraları arasında güreşlerini sürdürdü. 1 saatin üzerinde güreşip yenişemeyen iki güreşçi ikinci kez yağlandıktan sonra tekrar el enselerini gösterdi. Güreşlerde, "Önce bastıran kazanacak" kararının ardından Şaban Yılmaz bastırdı ve puanla rakibini yenmeyi başardı.

Güreş boyunca gösterdiği performansın karşılığını Samsun çayırında başpehlivan olarak alan Şaban Yılmaz, "Ben Samsunluyum. Gerçek Samsunluyum" diye bağırdı.

Güreşlerde ağalığı Halit Kalaycıoğlu'ndan 15 bin YTL ile Cemil Dindar alırken, bazı güreşçiler katılımın yüksekliğine rağmen güreşçilere ödenen para ödülünün yetersiz olmasından yakındı. Başaltında şampiyon olan Samsunlu Fatih Atlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz'ın güreşçisi olarak ilan edildi
İHA