20 Nisan 2014 Pazar

Alaçamlı Şair Mustafa YÜKSEL



“PAMUK DEDE” ŞİİRLERİYLE VATANDAŞLARI BİLİNÇLENDİRİYOR
22.07.2013 17:24

SAMSUN (İHA) - Samsun’da yaşayan ve ‘Pamuk Dede’ olarak bilinen Mustafa Yüksel (81), sigara, kumar ve alkol konularında yazdığı şiirleri 1 TL karşılığında satıp, gelirini camilere, okullara ve yetimlere bağışlıyor.

Alaçam ilçesi Sogukçam köyünde ikamet eden Mustafa Yüksel (81), 18 yıldır şiir yazıyor. Yazdığı şiirleri dağıtarak sigaranın, kumarın ve alkolün zararlarına insanların dikkatini çekmeye çalışan Yüksel, bu zamana kadar çok sayıda şiir yazdığını söyledi. Kötü alışkanlıklara karşı vatandaşları uyaran Mustafa Yüksel, “Bu şiirlerimi vatandaşları bilinçlendirmek için yazıyorum. Yıllardır bu tür işlerde yer almaktayım. 1 TL karşılığında sattığım şiirlerimin gelirlerini camilere, okullara ve yetimlere bağışlıyorum” dedi.

Yüksel’in yazdığı sigara konulu şiirin ilk dörtlüğü ise şu şekilde:
"Gençlikte sigara ile poz yaparsın/Annen içme dedikçe, atıp tutarsın/ Yaş 50’yi geçince yatağa yatarsın/ Zararlıdır gençler, içmeyin sigara"
'Pamuk Dede' şiirleriyle vatandaşları bilinçlendiriyor

8 Nisan 2014 Salı

İsminin Menşei

Samsun’un eski ismi Amisos’tur. Bunu İyonyalılar (Miletliler) kurmuşlardır. Selçuklu Türkleri bu şehri fethedince yeni bir şehir kurmuşlar ve bu şehre Samsun ismini vermişlerdir. Samsun ismi Selçuklu Türklerinin verdiği özel bir isimdir. Eski ismi Aminos ile ne kelime olarak ne de mânâ olarak ilgisi yoktur. Türkler şehre Samsun, idârî taksimat bakımından da sancağa “Canik ili” demişlerdir.

2 Nisan 2014 Çarşamba

Tarihi Çeşmedeki Yazı Dikkat Çekiyor


Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi Araştırmacısı Emine YILMAZ'ın incelediği CANİK DEVGERİŞ KÖYÜ nde bulunan eski çeşmenin duvarındaki yazı dikkatlerden kaçmıyor:  YILMAZ eski çeşmenin duvarında ''SADECE YÜZÜNÜ DEĞİL, GÜNAHLARINI DA YIKA'' İfadesinin yazıldığını diğer karamanca yazılarında incelendiğini belirtiyor.


Samsun Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi Araştırmacısı Emine YILMAZ 'Karaman Türklerinin Hristiyan dinine mensup olanları Karamanca adıyla anılan Türkçenin grek alfabesi ile yazımını kullandılar tıpkı Türkçeyi Arap alfabesi ile yazmak olan Osmanlıca gibi' diyor.


20 Ocak 2014 Pazartesi

Ömer Lütfü İYİGÜN


Prof. Dr. Ömer Lütfü İyigün, OMÜ Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirurji) Dalı Akademik Personeli.
1955 yılında Samsun Alaçam’da doğdu.
1980 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi.
1980-1985 yılları arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Beyin ve Sinir
Cerrahisi uzmanlık eğitimi aldı.
1987 ‘de Ankara GATA’da askerlik hizmetini yaptı.
1988-1989 yıllarında Burdur Devlet Hastanesi’nde mecburi hizmet yaptı.
1989’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi’nde yardımcı
doçent olarak göreve başladı.
1991’de Zürih’te Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in Kliniğinde Vasküler Cerrahi eğitimi aldı.
1998-1999 yıllarında Zürih ve Dublin’de Görüntüleme Sistemleri ve Endovasküler
Girişimler üzerine kurslara katıldı.
1995 yılında doçent, 2001 yılında profesör oldu.
Halen aynı göreve devam etmektedir.
Evli ve 2 çocuk babasıdır.

4 Aralık 2013 Çarşamba

Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey

(Mülazım(Teğmen)Ahmet Hamdi Bey(AYKER)” Halil İbrahim oğlu,1316-(1900) SİVRİHİSAR doğumludur.)

"Ben o zaman 20-22 yaşlarında idim. Rumlar bize aman vermiyorlardı, hatta evlerimizden bile çıkamıyorduk. Rumlar azmış ve Rum Pontus Hükûmetini kurmak için komiteler meydana getirmişlerdi. Biz Rumların vaziyetleri karşısında bocalayıp duruyorduk. Silahımız yoktu ama buna rağmen biz gençler boş durmadık. Çevremizdeki köylerden gençler topladık; özellikle bileği kalın gençlere sorumluluk verdik. Ve biz de Rumlara dirlik vermemeye başladık." (O günkü faaliyetlerde bizzat görev alan Recep Ünlü) 


 İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 kişilik askerî birlik çıkarmışlar, bir müfreze de Merzifon’a göndermişlerdi. Kurtuluş Savaşı öncesi, çoğu Rum olmak üzere,50-60 kadar çete, Samsun sancağı içinde, huzur ve asayişi kökünden sarsmıştı.

Rum Pontus çetelerinin saldırıları şiddetlenince, bu durumu ulusal onura yediremeyen Samsun'daki 15.Tümen Makinalı Tüfek Takım Komutanı Mülazım (Teğmen) Hamdi Efendi birliğinin bütün erlerini, silah ve cephanesini yanına alarak 17-18 Mart gecesi dağa çıktı. Mahmur Dağı'na doğru Rum çetelerinin üzerine yürüdü. Bu durumdan kuşkulanan Rum Pontus çetelerinin liderleri İngilizlerden, büyük bir yaygara ile güvenliklerinin sağlanması için yardım istediler. 19 Mart günü Samsun açıklarında bekleyen bir İngiliz gemisinden kente 100 asker çıkarıldı. 
Bu olay Kurtuluş savaşının ilk kıvılcımı ve ilk direnişi göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır. Bu olaydan sonra İngilizler dikkatlerini bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri arttı.

Teğmen Hamdi birlik komutanının uyarıları ile birliğe döndü ise de onun bu davranışı İngilizlerce İstanbul'a Osmanlı Hükûmetine şikâyet edildi. Bu durum Türklerin soykırıma geçtikleri biçiminde duyuruldu. Türklerin Rumları öldürme hazırlığı içinde oldukları yalanları ile dolu raporların işgal kuvvetlerinin temsilcilerine bildirmesi "Canik Bölgesi Asayiş Dosyası" adıyla bir raporun hazırlanmasına neden oldu. Aynı günlerde İtilaf Devletleri sadarete başvurarak Samsun ve civarında bulunan Rum köylerine Türk çetelerince saldırıldığını, hükümetin güvenliği sağlamaması hãlinde söz konusu bölgeyi işgal edeceklerini bildirince, kaygılanan Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Beyin tavsiyesi ile bölgeye Mustafa Kemal Paşayı göndermeyi kararlaştırdı.

 
Atatürk'ün Samsun'a gidişinin nedeni 

Dönemin şartları içinde Samsun ve dolayları mütareke Türkiye'sinin en çapraşık çete faaliyetlerine sahne olan ilimizdi. Mevcut çete faaliyetlerinin çoğunluğunu Pontusçu Rumlar oluşturmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa'nın, IX. Ordu müfettişliğine atanmasının başlıca nedeni de bu yöredeki Rumları, orada yaşayan Türklere karşı korumak ve Anadolu'da kurulmakta olan milli cemiyetleri dağıtmaktı.

30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Samsun'a, görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak, silah ve cephaneleri toplamak, vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları ortadan kaldırmak üzere gönderildi. 

Atatürk beraberindeki 18 kişi ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. 

Atatürk, Samsun’dan, bekli de ilk raporunu 22 Mayıs 1919 da, İstanbul hükümete verir. 
Raporda: “ İngiliz kıtasının, Samsun’ a çıkması üzerine, memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. fırka (Tümen) makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi, Rum çetelerinin, Türk Köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzden üzülerek, bir makineli tüfek ve emrindeki askerlerle, 17-18 Mart gecesi dağa çıkmıştır. “ şeklinde göndermiştir.

Kurtuluş Savaşı’nda, ilk kıvılcımı yakan, Sivrihisar’lı, Yedek Subay,ın bu kahramanlığı, Genel Kurmay Başkanlarımızdan, Rahmetli Fevzi Çakmak Paşa’nın, anılarında da görmek mümkündür.

Sabahattin Selek,”Anadolu İhtilâli”, İstanbul, 1981, sayfa.206. da;”Türk Makineli Tüfek birliğinden Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey, adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması ve kurtuluş savaşının ilk kıvılcımını ve ilk direnişini göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır”demiştir.

Kamuran Gürün ise; “Savaşan Dünya ve Türkiye” adlı kitabında,Mülazım Ahmet Hamdi Bey, dağa çıkarak, “İngilizlere nota verdirmesine”, “Mustafa Kemal Paşa’nın görevlendirilmesine”, “KURTULUŞ SAVAŞI’ NIN, DOLAYISIYLA DA OLSA, BAŞLANGICINA SEBEP OLMUŞ OLUYORDU.” ifadelerini kullanmıştır. 

Ahmet Hamdi Bey’e, Kurtuluş Savaşı’ndaki başarılarından dolayı, 24 Şubat 1926’ da T.B.M.M tarafından, 2094 sayılı berat’ la kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verildi. 

1922 de zabit yapıldı.1923’te de terhis oldu. Ancak 22 Mayıs 1942 de (2.Dünya Savaşı sırasında) ihtiyat olarak tekrar askere çağrıldı. Ağustos 1942de terhis edildi. İzmir’e yerleşti.
19 Mayıs 1919, tam bağımsızlığın başlangıcıdır. Bu başlangıç, 29 Ekim 1923'te sonlanmış ve ilk meyvesini vermiştir.Adı “CUMHURİYET’tir. Hürriyet ve özgürlük kavramları, Cumhuriyetle yerine oturmuş, ulusumuz hak ettiği yönetime kavuşmuştur. 

Ne vatan-millet aşkı diye rol yapan mafyaların, ne din simsarlarının, ne ulus ve mezhep ayrılıkçısı bölücülerin, ne de dış güçlerin yıkamayacağı bir kaledir TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Bu kalenin duvarları; bilim ve mantık, Askerleri yılmaz savaşçı, Topraklarındaki su şehit kanıdır. Bu kalenin derdi uygar toplumlar düzeyinin üstüne çıkmaktır. Kumandanı ve örnek insanıysa Mustafa Kemal ATATÜRK'tür!.. 

3 Aralık 2013 Salı

Tarladan Reji İşçisine Tütün Emeği

Kartpostallarda Osmanlı İşçileri


 Samsun Reji Fabrikası 1887 yılında inşa edilmiş. Refik Baskın’ın Samsun Yerel Tarih Grubu tarafından hazırlanmış Reji adlı kitapta yer alan “Tarladan Reji işçisine tütün emeği,” yazısından aktarıyorum. “Samsun’da ilk işçi sınıfı bilinci ve buna bağlı olarak ilk işçi eylemleri elbette Reji işçileri arasında ortaya çıkmıştır.” Samsun Reji işçileri tarihinde bilinen ilk grev, diğer bir çok iş kolunda olduğu gibi 1908 yılında yapılıyor. Bu grev sırasında Samsun Tütün İşçileri Sendikası da kuruluyor. Samsun tütün ticarethanelerinde çalışan işçiler, greve başladıktan sonra bir bildiri yayınlayarak; 12 kişilik bir yönetim kuruluna sahip bir sendika kurduklarını bildiriyorlar. Reji İdaresi ve American Tobacco Company’nin yanı sıra, diğer ticarethanelerin de artık işçi taleplerini sendikaya bildirmek zorunda olduklarını, sendikasız işçilerin atölyelerde çalıştırılmasına izin verilmeyeceğini açıklıyorlar. Daha sonraki dönemler, bu kartpostalın zamanından çok uzak....

Samsun Reji işçilerini kanlı canlı tanımamısı sağlayan yukarıdaki kartpostal Hakan Akçaoğlu koleksiyonundan ödünç alındı. Üzerine düşülen not 1906, bir ihtimal yayınlandığı tarih. Osmanlı İmparatorluğu’nda kartpostal yayıncılığı, işçi sınıfı tarihimize de önemli bir miras bıraktı. Çeşitli yayınlarda karşımıza tek tek de olsa çıkıyorlar. Ama bunları daha biraraya getirip, dönemin üretim ve sanayi yaşamına da ışık tutacak bir kitap haline getiren olmadı. İlgilenen olur mu dersiniz? İşçi konuları bu ara nedense pek az kişinin ilgisini çekiyor da...

(Mayıs 2008 tarihli Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan "Resimli Roman: Konumuz İşçiler," çalışmasından bir bölüm)

/Gökhan AKCURA

http://gokhanakcura.blogspot.com/2008/05/yaasin-1-mayis.html

Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey

İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a 200 kişilik askerî birlik çıkarmışlar, bir müfreze de Merzifon’a göndermişlerdi. Kurtuluş Savaşı öncesi, çoğu Rum olmak üzere,50-60 kadar çete, Samsun sancağı içinde, huzur ve asayişi kökünden sarsmıştı. Bu gelişmelere ilk tepki, 17-18 Mart 1919 gecesi, Samsun’daki, Türk Birliği’nden geldi. Türk Makineli Tüfek birliğinden Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey, adında bir teğmen askerlerini alarak dağa çıkmıştı. Bu olay Kurtuluş savaşının ilk kıvılcımı ve ilk direnişi göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır. Bu olaydan sonra İngilizler dikkatlerini bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri arttı.

Atatürk beraberindeki 18 kişi ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17 Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir.

Atatürk, Samsun’dan, bekli de ilk raporunu 22 Mayıs 1919 da, İstanbul hükümete verir. Raporda: “ İngiliz kıtasının, Samsun’ a çıkması üzerine, memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. fırka (Tümen) makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi, Rum çetelerinin, Türk Köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzden üzülerek, bir makineli tüfek ve emrindeki askerlerle, 17-18 Mart gecesi dağa çıkmıştır. “ şeklinde göndermiştir.

Mülazım(Teğmen)Ahmet Hamdi Bey(AYKER)” Halil İbrahim oğlu,1316-(1900) SİVRİHİSAR doğumludur.

Kurtuluş Savaşı’nda, ilk kıvılcımı yakan, Sivrihisar’lı, Yedek Subay,ın bu kahramanlığı, Genel Kurmay Başkanlarımızdan, Rahmetli Fevzi Çakmak Paşa’nın, anılarında da görmek mümkündür.

Sabahattin Selek,”Anadolu İhtilâli”, İstanbul, 1981, sayfa.206. da;”Türk Makineli Tüfek birliğinden Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey, adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması ve kurtuluş savaşının ilk kıvılcımını ve ilk direnişini göstermesi bakımından çok önemli bir olaydır”demiştir.

Kamuran Gürün ise; “Savaşan Dünya ve Türkiye” adlı kitabında,Mülazım Ahmet Hamdi Bey, dağa çıkarak, “İngilizlere nota verdirmesine”, “Mustafa Kemal Paşa’nın görevlendirilmesine”, “KURTULUŞ SAVAŞI’ NIN, DOLAYISIYLA DA OLSA, BAŞLANGICINA SEBEP OLMUŞ OLUYORDU.” ifadelerini kullanmıştır.

Ahmet Hamdi Bey’e, Kurtuluş Savaşı’ndaki başarılarından dolayı, 24 Şubat 1926’ da T.B.M.M tarafından, 2094 sayılı berat’ la kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verildi.

1922 de zabit yapıldı. 1923’te de terhis oldu. Ancak 22 Mayıs 1942 de (2.Dünya Savaşı sırasında) ihtiyat olarak tekrar askere çağrıldı. Ağustos 1942'de terhis edildi. İzmir’e yerleşti.

19 Mayıs 1919, tam bağımsızlığın başlangıcıdır. Bu başlangıç, 29 Ekim 1923'te sonlanmış ve ilk meyvesini vermiştir.Adı “CUMHURİYET’tir. Hürriyet ve özgürlük kavramları, Cumhuriyetle yerine oturmuş, ulusumuz hak ettiği yönetime kavuşmuştur.

Ne vatan-millet aşkı diye rol yapan mafyaların, ne din simsarlarının, ne ulus ve mezhep ayrılıkçısı bölücülerin, ne de dış güçlerin yıkamayacağı bir kaledir TÜRKİYE CUMHURİYETİ. Bu kalenin duvarları; bilim ve mantık, Askerleri yılmaz savaşçı, Topraklarındaki su şehit kanıdır. Bu kalenin derdi uygar toplumlar düzeyinin üstüne çıkmaktır. Kumandanı ve örnek insanıysa Mustafa Kemal ATATÜRK'tür!..

Saygılarımla
/Necmi GÜNAY

http://sivrihisarliyiz.blogcu.com/sivrihisar-li-mulazim-tegmen-ahmet-hamdi-bey/7335919